FUTBOLUN GÜCÜ BAYRAM YARATIR
Bu bayram herkes için bayram olmadı… Her zaman böyleydi belki ama kimsenin haberi yoktu…
Bizler ülkemizde huzurlu yaşayalım diye şehit olan askerlerimizin ailelerinin içindeki, hiç bir bayram unutulmayacak, büyük acılar bizim de içimizi yaktı… Huzurlu yaşamanın bedeli, huzursuzluksa ben bu isten ne anladım?
Ben aslında bu yazıyı 3 gündür evirip çeviriyorum. Yazıyorum, siliyorum, değiştiriyorum ama bir türlü tamamlayamadım… Nedenini de dün gece HaberTürk’de Fatih Hoca’yı görünce anladım. Bu ülkede binlerce şehit ailesi için sadece haberleri izleyip ‘vah vah’ diyenler, Fatih hoca ve milli takım futbolcuları öncülüğünde bu kez sorumluluk aldılar. Hiçbir para elbette ölen babaları, eşleri, ağabeyleri, evlatları geri getiremez ama geride kalanlar için, en azından bu acının yanında bonus olan maddi sıkıntı azaltılabilir ve acılar paylaşıldıkça hafifler…
Burada gözüme çarpan birkaç şey beni dün geceden beri uyutmuyor. Bu nasıl bir güçtür? Futbol aslında sadece futbol değildir diyen yazarın kitabındaki futboldan başka bir futbol daha varmış aslında… Kimi zaman ticari endüstri ve entrika cenneti olarak ifade edilen futbolun içinde futboldan başka bir ışık var… 1800’lü yılların sonunda İngiliz azınlıkların Osmanlı arsalarında Türk gençlerine alıştırdığı bu spor, aslında Simon Kuper’in anlattığı versiyondan farklı olarak başka bir tarafıyla çıktı karşımıza… Bu diğer tarafını dün gece HaberTurk’te gördüm ben… arayan arayana… Fatih Hoca’nın hep Oscar’a aday bir oyuncu olabileceğini söylemişimdir, nitekim dün gece o stüdyoda elinde tuttuğu gücün farkında ve bunu sonuna kadar kullanan bir karakter vardı. Etkilenmemek olanaksız! Kitleleri peşinden aşkla sürükleyen bu spor bir gece ansızın güven veren karakterleri ve itici gücüyle binlerce şehit ailesine umut kapısı oldu…
O kadar iş adamı, sanatçı bile derhal bir rahatsızlık hissine kapılıp telefona sarılmış olmalı! Aklımda kalanlar TOBB, Türkiye Futbol Federasyonu, milli futbolcular, Ferit Şahenk, Tahir Kıran, Cem Yılmaz vs,vs…
Ve tabiî ki FENERBAHÇEM (Böylesi bir kutsal görevi benim canım takımımın desteklemesi beni şaşırtmadığı gibi, yeniden ve bir kez daha gurur duydum!)
Sonuç olarak Hocamıza ve milli futbolculara bu gaz ve toz bulutundan bir gezegen yaratmaya öncülük ettikleri için teşekkür etmek görev diye düşünüyorum…
Aslında yazıya ilk başladığımda bayramın 1.günüydü ve Barış Manço’nun ‘Bugün Bayram’ şarkısı eşliğinde aklıma gelen bir filmle uyandım… Yaşanan acılar ve bizi bekleyen günlere karşı en büyük güç yine bizim kendi içimizdeki güç diyerek ‘benim de bir fikrim var’ diye söze başlamak istiyordum…
Şimdi buna bir paragraf çok gelmez sanırım… Elbette dün gece yardımda bulunan iş adamları, sporcular yada sanatçılar gibi verecek büyük paralarınız olmayabilir. Bu demek değil ki yine TV’nin başına oturup ‘Vah Vah’ diyeceğiz!
İllaki para vermek zorunda değiliz insanlığa yardım etmek için. Hatta insanlığa yardım kendimize yardımdır diye düşündüğüm için, bunu daha global düşünmenizi isterim. Peki ne yapacağız?
Ödev…
Ev ödevi…
Bugün kendinize bir görev verin. Bugün hem kendiniz hem de başkalarını şaşırtacak bir şey yapın. Bu görev tamamen ihtiyacı olan birine iyilik yapmak olsun. Sevgiyle ve içinizden geldiği gibi bir adım…
Görme engelli birini karşıdan karşıya geçirin yada sizin için önemsiz ve kolay olan ama bir başkası için çok önemli olan bir şeyler yapın… sevgi verin…
Karşılığında da tek bir şey isteyin. Aynen ‘Pay it Forward’ filmindeki gibi, yardım ettiğiniz kişinin bir başkasına yardım etmesini isteyin. Yardımın karşılığı bir başkasına yardım etmek olsun. Ne şekilde olursa olsun…
Bu hiç de zor bir şey değil… Hatta belki dönüp dolaşıp bu yardım size geri gelecektir…
Futbolun gücü nelere kadir, milyonlarca YTL toplandı derken, benim de futbolu kullanarak kendimi ifade ettiğim bu köşeden futbolun gücünü kullanarak iyi bir şey yapmaya çalışmam anormal değil herhalde! Bunu da yaparken son derece keyif aldığımı da söyleyebilirim…
Haydi kalkın ve yapabildiğiniz kadar iyilikle başlayın güne… sizin tek bir iyiliğiniz, milyonlarca iyiliğe sebep olabilir…
Bu da benim kampanyam olsun!
Son sözüm ise yine Hocam’a ve Milli takıma…
Milli takımın bayramda kaybettiği 2 puanı ve daha önce bizi zora sokmuş olan puan kayıplarını unutmadık… Burada 52 cümle güzellik, 2 cümle eleştiri yazacaksam, eleştiri kısmına da bu cümle yakışır diye düşündüm…
Yardım kampanyasındaki başarılarınızın devamını Yunanistan maçında da bekliyoruz…
Unutmayınız ki Futbol’un verdiği güç, ondaki başarınızla eşit orandadır…
Daha güçlü olmak dileğiyle…
Herkese iyi ve mutlu bayramlar…
Bizler ülkemizde huzurlu yaşayalım diye şehit olan askerlerimizin ailelerinin içindeki, hiç bir bayram unutulmayacak, büyük acılar bizim de içimizi yaktı… Huzurlu yaşamanın bedeli, huzursuzluksa ben bu isten ne anladım?
Ben aslında bu yazıyı 3 gündür evirip çeviriyorum. Yazıyorum, siliyorum, değiştiriyorum ama bir türlü tamamlayamadım… Nedenini de dün gece HaberTürk’de Fatih Hoca’yı görünce anladım. Bu ülkede binlerce şehit ailesi için sadece haberleri izleyip ‘vah vah’ diyenler, Fatih hoca ve milli takım futbolcuları öncülüğünde bu kez sorumluluk aldılar. Hiçbir para elbette ölen babaları, eşleri, ağabeyleri, evlatları geri getiremez ama geride kalanlar için, en azından bu acının yanında bonus olan maddi sıkıntı azaltılabilir ve acılar paylaşıldıkça hafifler…
Burada gözüme çarpan birkaç şey beni dün geceden beri uyutmuyor. Bu nasıl bir güçtür? Futbol aslında sadece futbol değildir diyen yazarın kitabındaki futboldan başka bir futbol daha varmış aslında… Kimi zaman ticari endüstri ve entrika cenneti olarak ifade edilen futbolun içinde futboldan başka bir ışık var… 1800’lü yılların sonunda İngiliz azınlıkların Osmanlı arsalarında Türk gençlerine alıştırdığı bu spor, aslında Simon Kuper’in anlattığı versiyondan farklı olarak başka bir tarafıyla çıktı karşımıza… Bu diğer tarafını dün gece HaberTurk’te gördüm ben… arayan arayana… Fatih Hoca’nın hep Oscar’a aday bir oyuncu olabileceğini söylemişimdir, nitekim dün gece o stüdyoda elinde tuttuğu gücün farkında ve bunu sonuna kadar kullanan bir karakter vardı. Etkilenmemek olanaksız! Kitleleri peşinden aşkla sürükleyen bu spor bir gece ansızın güven veren karakterleri ve itici gücüyle binlerce şehit ailesine umut kapısı oldu…
O kadar iş adamı, sanatçı bile derhal bir rahatsızlık hissine kapılıp telefona sarılmış olmalı! Aklımda kalanlar TOBB, Türkiye Futbol Federasyonu, milli futbolcular, Ferit Şahenk, Tahir Kıran, Cem Yılmaz vs,vs…
Ve tabiî ki FENERBAHÇEM (Böylesi bir kutsal görevi benim canım takımımın desteklemesi beni şaşırtmadığı gibi, yeniden ve bir kez daha gurur duydum!)
Sonuç olarak Hocamıza ve milli futbolculara bu gaz ve toz bulutundan bir gezegen yaratmaya öncülük ettikleri için teşekkür etmek görev diye düşünüyorum…
Aslında yazıya ilk başladığımda bayramın 1.günüydü ve Barış Manço’nun ‘Bugün Bayram’ şarkısı eşliğinde aklıma gelen bir filmle uyandım… Yaşanan acılar ve bizi bekleyen günlere karşı en büyük güç yine bizim kendi içimizdeki güç diyerek ‘benim de bir fikrim var’ diye söze başlamak istiyordum…
Şimdi buna bir paragraf çok gelmez sanırım… Elbette dün gece yardımda bulunan iş adamları, sporcular yada sanatçılar gibi verecek büyük paralarınız olmayabilir. Bu demek değil ki yine TV’nin başına oturup ‘Vah Vah’ diyeceğiz!
İllaki para vermek zorunda değiliz insanlığa yardım etmek için. Hatta insanlığa yardım kendimize yardımdır diye düşündüğüm için, bunu daha global düşünmenizi isterim. Peki ne yapacağız?
Ödev…
Ev ödevi…
Bugün kendinize bir görev verin. Bugün hem kendiniz hem de başkalarını şaşırtacak bir şey yapın. Bu görev tamamen ihtiyacı olan birine iyilik yapmak olsun. Sevgiyle ve içinizden geldiği gibi bir adım…
Görme engelli birini karşıdan karşıya geçirin yada sizin için önemsiz ve kolay olan ama bir başkası için çok önemli olan bir şeyler yapın… sevgi verin…
Karşılığında da tek bir şey isteyin. Aynen ‘Pay it Forward’ filmindeki gibi, yardım ettiğiniz kişinin bir başkasına yardım etmesini isteyin. Yardımın karşılığı bir başkasına yardım etmek olsun. Ne şekilde olursa olsun…
Bu hiç de zor bir şey değil… Hatta belki dönüp dolaşıp bu yardım size geri gelecektir…
Futbolun gücü nelere kadir, milyonlarca YTL toplandı derken, benim de futbolu kullanarak kendimi ifade ettiğim bu köşeden futbolun gücünü kullanarak iyi bir şey yapmaya çalışmam anormal değil herhalde! Bunu da yaparken son derece keyif aldığımı da söyleyebilirim…
Haydi kalkın ve yapabildiğiniz kadar iyilikle başlayın güne… sizin tek bir iyiliğiniz, milyonlarca iyiliğe sebep olabilir…
Bu da benim kampanyam olsun!
Son sözüm ise yine Hocam’a ve Milli takıma…
Milli takımın bayramda kaybettiği 2 puanı ve daha önce bizi zora sokmuş olan puan kayıplarını unutmadık… Burada 52 cümle güzellik, 2 cümle eleştiri yazacaksam, eleştiri kısmına da bu cümle yakışır diye düşündüm…
Yardım kampanyasındaki başarılarınızın devamını Yunanistan maçında da bekliyoruz…
Unutmayınız ki Futbol’un verdiği güç, ondaki başarınızla eşit orandadır…
Daha güçlü olmak dileğiyle…
Herkese iyi ve mutlu bayramlar…



