SON ŞANS
Grip salgını beni de vurdu. Haftasonu başımı bile kaldırmadan yatmak zorunda kaldım. Ben yatmak zorunda kalınca Pazar sabahı taze ekmek alma görevi oğlana düştü. O da üstlendiği bu görevi yerine getirirken ekmekle beraber ne kadar spor gazetesi varsa almış eve getirmiş. Kahvaltı sonrası uzun zamandır yapmadığımı yaptım oturdum, hepsini okudum.
İnanın Ruhum daraldı.
Birinden sadece basit bir örnek veriyim. Hani okusanız bile aklınızda kalmayacak basit bir cümle. Bir gazete yazmış. “Gaziantep Maçı Uğur’un son şansı” diye... Boral bu maçta da kötü performans gösterirse formasını Vederson’a kaptıracakmış.
Öyle yazıyor gazete...
Her halinden uydurulduğu belli, haber niteliği taşımayan garip bir yazı...
***
Tek kanallı televizyondan, çok kanallı televizyonlara geçiş, ardından da özel radyoların kurulmasıyla Türkiye’de konuşan insan sayısı artmasına rağmen halkın kendi düşüncesini halkla paylaşabilme şansı ancak internet sayesinde oldu.
İnternet sayesinde yazılı görüş belirtme şansı olmayan sıradan insanlar görüşleri yazma ve diğer insanlarında o görüşleri okuma şansları oldu. Bu sayede aslında yazılı basında köşe tutan kalemlerin o kadar da başarılı olmadığı, asıl sıradan olanların onlar olduğu ve sıradan insanların içerisinde gerçekten alt yapısı yüksek insanların olduğu ortaya çıktı.
Forumlar, bloglar ve mesaj listeleri sayesinde, binlerce meslek grubundan insan her konuda görüş bildirmeye başladı. Yazılı basındaki köşe yazarları açısından en katlanılmaz olanı ise bu görüşlerin Gazetelerde yazan görüşlere kıyasla daha çok tercih edilmesi oldu.
Bugün antu forumlarında kimsenin tanımadığı bir insanın yazdığı bir maç analizi, en meşhur gazete yazarından daha çok okunur hale gelmişse, bu durum yazılı basının sahiplerinin şapkalarını önlerine koyup düşünme zamanlarının gelip geçmekte olduğunu gösterir.
***
Uğur’un forma giyme şansının ne olduğunu bilmiyorum.
Zico bilir..
Ama bu kafayla yazılı Spor Basınının okunma şansının olmadığını ve kalmadığını değil ben
Sağır Sultan bile bilir.
Şanslı Kalın
Mehmet Doğan
İnanın Ruhum daraldı.
Birinden sadece basit bir örnek veriyim. Hani okusanız bile aklınızda kalmayacak basit bir cümle. Bir gazete yazmış. “Gaziantep Maçı Uğur’un son şansı” diye... Boral bu maçta da kötü performans gösterirse formasını Vederson’a kaptıracakmış.
Öyle yazıyor gazete...
Her halinden uydurulduğu belli, haber niteliği taşımayan garip bir yazı...
***
Tek kanallı televizyondan, çok kanallı televizyonlara geçiş, ardından da özel radyoların kurulmasıyla Türkiye’de konuşan insan sayısı artmasına rağmen halkın kendi düşüncesini halkla paylaşabilme şansı ancak internet sayesinde oldu.
İnternet sayesinde yazılı görüş belirtme şansı olmayan sıradan insanlar görüşleri yazma ve diğer insanlarında o görüşleri okuma şansları oldu. Bu sayede aslında yazılı basında köşe tutan kalemlerin o kadar da başarılı olmadığı, asıl sıradan olanların onlar olduğu ve sıradan insanların içerisinde gerçekten alt yapısı yüksek insanların olduğu ortaya çıktı.
Forumlar, bloglar ve mesaj listeleri sayesinde, binlerce meslek grubundan insan her konuda görüş bildirmeye başladı. Yazılı basındaki köşe yazarları açısından en katlanılmaz olanı ise bu görüşlerin Gazetelerde yazan görüşlere kıyasla daha çok tercih edilmesi oldu.
Bugün antu forumlarında kimsenin tanımadığı bir insanın yazdığı bir maç analizi, en meşhur gazete yazarından daha çok okunur hale gelmişse, bu durum yazılı basının sahiplerinin şapkalarını önlerine koyup düşünme zamanlarının gelip geçmekte olduğunu gösterir.
***
Uğur’un forma giyme şansının ne olduğunu bilmiyorum.
Zico bilir..
Ama bu kafayla yazılı Spor Basınının okunma şansının olmadığını ve kalmadığını değil ben
Sağır Sultan bile bilir.
Şanslı Kalın
Mehmet Doğan



